Üvey annemin bakımevi için

Üvey annemin bakımevi için



Üvey annemin bakım evi için ona ay 80 bin liralık bir alacak, çantasında bulduğum o sırla saklanan ve büyük şokunu yapanların! Ben 40 yaşındayım, adım Aylin. "Anne" hayatta kalan kadın, Cavidan, aslında biyolojik annem değil. Annemi kaybettiğimde henüz sekiz yaşındaydım ve o hayatıma girip bana hep kendi çocuğuymuşum gibi şefkat gösterdi. Asla annemin yerinde duruyor ama okul müsamerelerimde en öndeydi, hastalandığımda sabahlara başlamamda bekledi. İki yıl önce babam da vefat edince hayatta kalmıştı, sadece ikimiz kalmıştı. İşimin gerekliliği günde 12-14 saat çalışıyor ve Cavidan'ın sağlığı kötüleşmeye henüz başlamadı mı? Tam o dönemde bana kendisi için harika bir bakımevi bulduğunu söyledi. Aylık masrafı 80 bin liraydı. Bu miktarda, faturalarımdan geriye kalan paramın neredeyse yüzde seksenini alıyordum ama benim için her şeyi feda etmişti, ama bu yüzden hiç düşünmeden kabul etmiştim. Tam bir yıl boyunca her ay bu parayı tıkır tıkır ödedim. Ancak geçen hafta ziyaretine her zamanki gibi bir gün erken gitti ve o günün her şeyin darmadağın olduğu oldu. İçindekiler resmi beni durdurdu. Sesini alçaltarak, "Bunu bilmiyor musun emin değilim ama... Üvey anneniz burada kalmak için hiçbir ücret ödemiyor. O emekli bir öğretmen ve yıllar önce buranın yapımına büyük bir fon vermek için burada ömür boyu ücretsiz kalma hakkı var" dedi.

Ayaklarımın altında yerin kaydığını hissettim. "Peki o zaman benim onu ​​​​ayıyorum o paralar nereye gidiyor?" diye sorabildim. Hemşirenin bilgilerine bakın ve kulağıma eğilip, "Gerçeği öğrenmek istiyorsanız, yanından bir safra ayırmadığınız o örgü çantasına bakın" diye fısıldadı. Titreyen adımlarla zenginleşir. Çanta her zamanki gibi koltuğunun yanındaydı. O lavaboya uygulanan bir titreyerek çantayı değiştirir. İplerin en gizlisi gizlenmiş, soğuk ve nahoş bir bölgeye dokunduğu an nefesim kesildi. "Aman Tanrım..." diye fısıldayabildim sadece. Bana uzun uzun annelik yapan bu kadının örgü çantasının derinliklerinde sakladığı ve hiç görmeseydim diyeceğim o sarsıcı şey biliyordu? Elimi o yün çilelerinin özgürce daldırdığımda parmak uçlarına değen o soğuk, metalik ve ağır nesneyi kavradım. İplerin serbest bırakılmasında bunun eski, siyah ve paslanmış demirden küçük bir gizli kasa olduğu görüldü. Kasanın soğukluğu tipik parmaklarından bütünlük göstermeme. Kilit kısmı kırıldı, sanki aceleyle açılıp kapanmaktan yalama olmuştu. Titreyen ellerle kapağı araladım. Ne bir örgü örneği içinde, ne de masum bir hatıra vardı. Kasanın içi, benim her ay binbir zorluklarla kaybettiğim, uykusuz kalarak ödediğim o 80 bin liralık banknot desteleriyle doldu! Ama beni asıl çıkışa düşüren paralar değildi. Paraların hemen altında, lastiklerle geliştirilme şekli, rutubet kokan bir tomar mektubu ve resmi banka dekontları görünüyor. En üstteki dekontu satın aldım. Gönderici Cavidan, alıcı ise yüksek güvenlikli bir cezaevi hesabıydı. Miktar tam olarak benim ona o ay ulaştığım paraydı.Nefes alışverişim hızlanırken, dekontların altında ilk mektubu çıkardım. Kağıt buruş buruştu, sanki tamamı okunmuştu. İlk bölümde verimda kalp göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi attığını yaptı: "Sevgili Anneciğim..." Anneciğim mi?

Cavidan'ın hiç çocuğu olmamıştı! Yıllarca bana, çocuğu olmadığı için beni kendi öz kızı gibi yaşadığını, hayatlarının bana adadığını söylemişti. Satırları yayın içinde okumaya devam ettiniz. "Gönderdiğin paralar içerideki borçlarımı kapatmaya henüz yok. Avukat teklifleri için o hataya yatırdığı son taksiti beklediğini söyledi. İyi ki arkadaşlarının cinayetinde tüm o birikimleri kendi başlarına harcamayı başardın. Yoksa o işkolik Aylin bize zırnık koklatmazdı.

Az kaldı anne, burada çıkıyorm ve sen o numaradan yattığın lüks hastaneden yanıma geleceksin." Mektubunun altında imza, "Oğlun, Tarık" şeklindeydi...

Haberin detayları için görselleri takip ederek diğer sayfaya ulaşabilirsiniz.