Sonu sürpriz fıkra

Sonu sürpriz fıkra



Gelin Gülizar, ağanın yollarını ayırır, gözlerini kapatır, eli uzatır. Ağa, kıkırdayarak bir şey tutuşturur eline. Gülizar merakla parmaklarını yoklar, ama ne olduğunu anlayamıyor. Yumuşak mı sert mi, sıcak mı soğuk mu, bir tuhaf! — “Kayınbabacığım, bu ne?” diye soruyor, gözler hala kapalı. Ağa, sessizliği iyice kalınlaştırıp, sırıtarak: — “Bu, ineğin m.emesi! Sağmaya başla, bakalım marifetin!” Gülizar, işi ciddiye alır, sıkmaya başlar. Ama bir gariplik var

ne  süt geliyor ne de başka bir şey! Ağa gülmeyi patlatır: — “Yahu , bu ineğin orası değil, benim eski çorabım! İnek sağmayı bilmem dedin, bari çorapları sıkmayı öğren!” Gülizar gözü açar, elinde buruşuk, mis kokulu(!) bir   çorap. Yüzü kıpkırmızı, ama o da kendini tutamaz, gülmeye başlar. Ağa, göz kırpar: — “Hadi bakalım, bakınca sahiden inek sağıcaz, ama önce çorapları yıkandı, alışıldı bu!”