Oğlumun düğün sabahı, gelinim bana

Oğlumun düğün sabahı, gelinim bana



Mikrofona doğru yürürken salondaki uğultu yavaş yavaş kesildi. Elimde tuttuğum küçük kâğıdı gören kimse onun ne olduğunu bilmiyordu. Derya ise hâlâ kendinden emindi. Emre'nin koluna girmiş, bana acıyan bir ifadeyle bakıyordu.

Derin bir nefes aldım.

"Öncelikle bugün burada bulunan herkese teşekkür ederim. Oğlumun mutlu olmasını yıllardır her şeyden çok istedim. Ama gerçek mutluluk, yalanların üzerine kurulamaz."

Salon sessizliğe gömüldü.

Elimdeki notu havaya kaldırdım.

"Bu notu bu sabah uyandığımda komodinimin üzerinde buldum."Sonra yüksek sesle okumaya başladım.

"Artık sonunda yaşlı bir kadının olması gerektiği gibi görünüyorsun."

Bir anda salonda fısıldaşmalar başladı.

Derya'nın yüzündeki gülümseme donup kaldı.

Emre ise şaşkınlıkla önce bana sonra eşine baktı.

"Bu sabah saçlarım ben uyurken kazındı. Elbisem parçalandı. Mücevherlerim kayboldu. Güvenlik kameraları ise gece odamdan çıkan kişinin Derya olduğunu gösteriyor."

Derya bir adım öne çıktı.

Bu kadın yalan söylüyor! Beni kıskandığı için düğünümüzü mahvetmeye çalışıyor."

Sesi titriyordu ama hâlâ kendinden emin görünmeye çalışıyordu.

Tam o sırada kız kardeşim ayağa kalktı.

Elindeki tableti organizasyon sorumlusuna uzattı.

"İsterseniz güvenlik görüntülerini şimdi herkes izleyebilir."

Salondaki dev ekrana kayıt yansıtıldı.

Saat gece üçü on yedi geçiyordu.

Koridorda Derya açıkça görünüyordu.Elinde benim mücevher kutum vardı.

Birkaç dakika sonra yeniden görüntüye girdi.

Bu kez elinde elektrikli saç tıraş makinesi bulunuyordu.Salondan toplu bir şaşkınlık sesi yükseldi.

Emre'nin yüzü bembeyaz kesildi."Bu... bunun bir açıklaması vardır..." diyebildi sadece.

Fakat görüntüler devam ediyordu.

Derya odadan çıkarken gülüyor, telefonuyla birine mesaj yazıyordu.Tam o sırada organizasyon görevlisi başka bir kayıt açtı.Ses kaydı yoktu ama kız kardeşim telefonunu çıkardı.

"Tesadüfen ses kaydı da var."

Telefon hoparlöründen Derya'nın sesi duyuldu.Bu kadına katlanmamın tek nedeni 120 milyon TL."Salondaki sessizlik daha da ağırlaştı.

Emre yavaşça eşinden uzaklaştı."Doğru değil de..."

Derya'nın cümlesi yarım kaldı.Çünkü kimse artık ona inanmıyordu.

Ben yeniden mikrofona yaklaştım."Bugüne kadar sustum. Çünkü oğlumun mutlu olmasını istedim. Ama bir anne olmak, çocuğunun yanlışını görmezden gelmek değildir."Bu sabah avukatımla görüştüm."Salondaki herkes nefesini tuttu.



"120 milyon TL'lik miras devri iptal edilmiştir."Bu sözlerden sonra Derya'nın yüzündeki bütün renk kayboldu.

"Hayır... Bunu yapamazsınız."Yapabilirdim.Çünkü para hâlâ benim adıma kayıtlıydı.

Ben yalnızca düğünden sonraki sabah devretmeyi planlamıştım.

Ama artık böyle bir niyetim yoktu.

Derya öfkeyle Emre'ye döndü.

"Bir şey söylesene!"Emre uzun süre sessiz kaldı.

Sonunda bana baktı.

"Görüntüler doğru mu anne?"

"Görmek istediğin her şey gözlerinin önünde."

Başını eğdi.

İlk kez o gün çocukluğundaki gibi çaresiz görünüyordu.Sonra Derya'ya döndü.



"Bana yalan söyledin."Derya bir anda sesini yükseltti.

"Evet söyledim! Çünkü annen hayatımızın önünde engeldi. O para zaten senin hakkındı."

Bu cümle salondaki son umudu da bitirdi.Emre alyansını parmağından çıkardı.

Masanın üzerine bıraktı.

"Hayır. O para annemin emeği. Babamın alın teri."Derya donup kaldı.

Kimse alkışlamadı.

Kimse konuşmadı.

Sadece ağır bir sessizlik vardı.

Birkaç dakika sonra Derya gözyaşları içinde salonu terk etti.

Onun ardından nedimelerinin çoğu da sessizce çıktı.

Düğün yarıda kaldı.

Misafirler yavaş yavaş dağılırken Emre yanıma geldi.

Gözleri doluydu.

"Anne... Sana inanmadığım için beni affedebilir misin?"

Yıllardır onu ilk kez bu kadar kırılmış görüyordum.

Kolunu tuttum.

"Affetmek kolaydır Emre. Zor olan, güveni yeniden kazanmaktır."

Başını öne eğdi.

"Ne gerekiyorsa yapacağım."



Aradan aylar geçti.



Emre o evliliği resmen sonlandırdı.

Hayatını yeniden kurmaya başladı.

Ben ise 120 milyon TL'yi ona hemen vermek yerine aile vakfına aktardım.

Vakfın gelirleriyle ihtiyaç sahibi öğrencilere burslar, yaşlı bakım merkezlerine destek ve kanser tedavisi gören çocuklara yardım sağlanmaya başlandı.Bir gün Emre yanıma gelip vakfın yönetiminde gönüllü çalışmak istediğini söyledi.İşte o gün, servetin gerçek değerinin banka hesaplarında değil, insanların hayatına dokunabilmekte olduğunu anladığını gördüm.

Saçlarım aylar sonra yeniden uzadı.

Aynaya baktığımda hâlâ yaşlanmış bir kadın görüyordum.Ama artık o aynada aynı zamanda dimdik duran, emeğini ve onurunu kimseye ezdirmeyen güçlü bir kadın da vardı.

O sabah başımdaki saçlarımı almış olabilirlerdi.

Fakat karakterimi, hatıralarımı ve yılların emeğini benden alamadılar.

Ve sonunda kaybeden, 120 milyon TL'nin peşine düşerken insanlığını kaybeden kişi oldu.