Oğlum 15 yıl önce okuldan kayboldu

Oğlum 15 yıl önce okuldan kayboldu



“Emir,” dedi.



Kalbim sıkıştı. Bu isim yabancıydı.



“Çocukluğunu hatırlıyor musun?” diye sordum.



Bir an durdu. “Pek değil. Küçükken bir kaza geçirmişim. Sonrasını çok hatırlamıyorum. Beni büyüten ailem var… onlar bulmuş beni.”



Eşimle göz göze geldik. Bu… mümkün müydü?



“Bir şey deneyeceğim,” dedim. Çantamdan yıllardır sakladığım küçük bir oyuncak araba çıkardım. Berk’in en sevdiği oyuncağıydı. Onu her yere götürürdü.



Masaya koydum.



Emir arabaya baktı. Önce sıradan bir nesne gibi. Sonra yüz ifadesi değişti. Gözleri büyüdü. Eli yavaşça arabaya uzandı.



“Bu…” dedi fısıldayarak. “Bu neden tanıdık geliyor?”



Kalbim duracak gibiydi.



“Bunu hep yanında taşırdın,” dedim. “Uyurken bile bırakmazdın.”



Bir anda başını tuttu. Sanki içinde bir şeyler kırılıyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.



“Bir… kadın… beni çağırıyor…” dedi titreyerek. “Anne…”



O kelimeyi duyduğum an dayanamadım. Gözyaşları içinde ona sarıldım. O da bana sarıldı. İlk başta tereddütlüydü… sonra sıkıca.



“Anne…” diye tekrar etti.



Eşim ağlıyordu. O an, 15 yılın acısı tek bir anın içine sığmıştı.



Sonradan öğrendik ki, küçükken kaçırılmış. Onu bulan kişiler kimliksiz şekilde büyütmüş. Bir süre sonra yetkililere teslim edilmiş ama geçmişi asla bulunamamış. Hafızasının büyük kısmı kaybolmuş.



Ama bazı şeyler… silinmemişti.



Rüyalarındaki kadın bendim. İçindeki boşluk… bizim yerimizdi.



O gün eve dönmedik. Çünkü artık ev dediğimiz yer değişmişti. Artık eksik değildik.



Berk… ya da Emir… kim olursa olsun, sonunda bize geri dönmüştü.



Ve ben o gün şunu anladım:



Bir anne bazen hiçbir kanıt olmadan da gerçeği bilir.