Narin'e bunu yapanlar

Narin'e bunu yapanlar



Ailenin talebinin “gerçek bir yargılama” olduğunu vurgulayan Güran şöyle devam etti:



“Babamın istediği tek şey, kızının gerçek bir yargılama, asıl failin ceza alması. Yani gerçek bir yargılama, kamuoyu baskısından uzak ve bütün delillerin tam araştırıldığı, hakikatli bir karar. Türkiye’deki en hızlı dosya diyebiliriz. Her bir mahkeme başka bir şey söylüyor ama biz hâlâ Narin’e ne olduğunu, Narin’in kim tarafından katledildiğini bu dosyada göremiyoruz.



“Yeniden bir yargılama istiyoruz” vurgusu yapan Baran Güran, ailenin bu taleple Adalet Bakanlığı’na ulaşmaya çalıştığını dile getirdi. Ankara’da 15 gün kaldıklarını ve Adalet Bakanı ile görüşmek için iki kez bakanlığa gittiklerini anlatan Güran, mahkûmiyet kararlarına rağmen kardeşinin ölümüne ilişkin soruların yanıtlanmadığını belirtti:



“Narin’in kimin öldürdüğünü söylemiyorlar. ‘Narin’e ne oldu?’ sorusu yok. Evet, ağırlaştırılmış müebbet alan insanlar var ama Narin’i kimin katlettiğini söyleyemiyorlar. Ben herhangi bir siyasetçi değilim, ben sadece kız kardeşimin hakikatini arayan bir abiyim. Maalesef önce toplumda bir baskı yapılıyor, kişiler şeytanlaştırılıyor. Ondan sonra ceza aldığında hiç kimse bir delile bakmıyor.” “Biz bu davayı bırakmayacağız”



Süreç boyunca aile hakkında çok sayıda yanlış  haber yapıldığını öne süren Baran Güran, medyanın oluşturduğu kamuoyunun yargılama üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti. Babasının yürüyüşünün ardından gerekirse diğer aile üyelerinin de aynı yolu izleyeceğini söyleyen Güran, “Biz bu davayı bırakmayacağız. Ya bu soy ismi taşıyan herkesi toprağın dibine koyacaklar ya da biz durmayacağız. Bugün babam yürüsün, yarın ben yürürüm. Yarın nenem yürür, yarın halam, yarın teyzem yürür. Herkes yürüyecek. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bütün toplumla yüzleşmeye hazırız, bütün gazetecilerle yüzleşmeye hazırız.” 



“Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. 21 Ağustos 2024’te Diyarbakır Bağlar ilçesinde Tavşantepe köyünde Narin Güran kayboldu ve maalesef 8 Eylül 2024’te kaybından yaklaşık 18 gün sonra yine köyüne yakın bir yerde, Eğertutmaz deresinde çuval içerisinde maalesef cansız bir şekilde bulundu ve o daha kayıpken aranırken Türkiye’nin gündeminde Narin Güran olayı çok önemli bir yer tuttu. Medyada çok geniş yer buldu ve 26-28 Aralık arasında hızlı bir şekilde yapılan yargılamayla annesi, amcası ve abisi üçü birden ağırlaştırılmış müebbete mahkûm edildiler. Nevzat Bahtiyar adlı şahıs ise önce daha hafif bir cezaya çarptırıldı. Daha sonra itiraz üzerine kasten öldürmeye yardımdan 17 yıla çevrildi cezası. Ama bu mesele kapanmış değil. Burada aileye yönelik olarak çok ciddi bir haksızlık yapıldığını iddia eden siyasetçiler var, başta DEM Parti Diyarbakır milletvekili Sevilay Çelenk’i burada anmak lazım, takdirle anmak lazım adını. Onun dışında avukatlar, gazeteciler, birçok kişi bu olayı gündemde tutmak istiyorlar ve nitekim baba Arif Güran 3 gündür yürüyor bu olayı kamuoyunun gündemine taşımak için. Biz de aileden Baran Güran’ı yani Narin’in abisini konuk ediyoruz ve onunla konuşuyoruz. Baran merhaba.

Baran Güran: Merhaba abi.




Ruşen Çakır: Baban 3 gündür yolda. Tam olarak ne istiyor?



Baran Güran: Babamın sadece istediği tek şey kızı için gerçek bir yargılama, asıl failin ceza alması. Yani gerçek bir yargılama, kamuoyu baskısından uzak ve delillerin tam araştırılmadığı değil de bütün delillerin tam araştırılarak hakikatli bir karar. Yani biliyorsunuz çünkü benim kız kardeşimin davasında yani jet bir yargılamayla karşı karşıyaydık ve büyük bir toplumsal baskı ve maalesef birden fazla yalan haberle karşı karşıya kalınca nedeni bilinmez, bu davayı tamamen kapatmak istediler ve bir sene içinde yerel mahkeme, istinaf, Yargıtay bu davayı onayladı. Yani Türkiye’deki en hızlı dosya diyebiliriz. Her bir mahkeme başka bir şey söylüyor ama biz hâlâ da Narin’e ne olduğunu, Narin’in kimin tarafından katledildiğini bu dosyada göremiyoruz. Ve bizim tek istediğimiz şey ise toplumsal baskının olmadığı, topluma hakikatli bir şekilde anlatılacak bir yargılama ve maddi kendini denetleyebilen raporlar üzerine kurulan bir mahkeme istiyoruz. Aslında her bir vatandaşın veya ailenin yani aile olarak babasının, abisinin ve ailesinin istediği tek şey bu.



Ruşen Çakır: Yani bir tür yeniden yargılama istiyorsunuz. Öyle mi?Baran Güran: Evet. Evet. Yeniden bir yargılama. Hatta şurayı çok kısa söylemek istiyorum iznin varsa. Biz bundan birkaç ay önce Ankara’da 15 gün boyunca kaldık ve biliyorsunuz Adalet Bakanı bir açıklama yaptı, haksızlığa uğrayan herkes gelsin diye. Biz de 15 gün boyunca Ankara’da kalarak her gün randevu istiyorduk ve babamlarla direkt Adalet Bakanlığına gittik. Bakan Bey yerinde değil deyince bizi faili meçhule gönderdiler. Biz faili meçhule gitmek istemiyorduk. Yani biz faili meçhule gitmiyorduk da biz Bakan Beyle görüşmek isterken makamında olmadığı için bizi faili meçhule gönderdiler. Gittik orada görüştük, konuştuk. Ondan sonra çıktık. Aradan biraz zaman daha geçti. Tekrar Adalet Bakanlığı bir açıklama daha yaptı, yani ‘‘Haksızlığa uğrayan herkese kapımız açık’’ diye. Biz gittik Bakan Bey tekrar makamında değildi. O gün bakanlıkta değildi. Oradaki arkadaşlar bizi tekrar faili meçhule gönderdiler.



Gittik onlarla da konuşalım dedik. Biz Bakan Beyle görüşmek istiyoruz. İki kere geliyoruz, bizi buraya yönlendiriyorlar. Ya diyorlar ki bu bizim bakabileceğimiz bir dosya değil. Hiç tutuklu olmayan yani faili hiç belli olmayan birimdir burası. Sizin dosyanızın genel kurula gitmesi lazım. Biz de tamam dedik ve çıktık. Ama maalesef abi aradan bir süre geçtikten sonra öyle bir kamuoyu yaratıldı ki ve maalesef bazı haberlerden başlayarak neredeyse bütün ülkedeki medya verdi, aile Narin’in davasının faili meçhul olmasını istedi diye haberler yapıldı. Bunlar kesinlikle asılsızdır. Biz kendi kafamıza göre faili meçhule gitmedik. Biz Bakan Beyle görüşmek için gittiğimizde oradaki arkadaşlar, abiler bizi oraya yönlendirdiler. Bunu da çok kısa söylemek istiyorum, kamuoyunda çok tartışıldı.



Herkes  haber yaptı ama maalesef ilk günler ki gibi hiçbir yerel gazete ve haber kanalı burada aileye bir soralım, aileyle bir görüşelim diyen olmadı. Üzücü olan bir diğer şey ise ya biz evet faili meçhul ile görüştük, onların yönlendirmesiyle sadece görüştük ve orada konuştuğumuz notları aldılar. Ya bu notlar bile maalesef basına servis edildi. Yani bir gazeteci gidip bakanlığın içinden bu dosyayı açıp resmini çekecek hali yok. Büyük ihtimal servis edildi. Ya bir kötülük var. Ben anlamış değilim ya. Biz çok bir şey istemiyoruz. Çünkü şu an baktığınız zaman ne yerel mahkeme, ne istinaf, ne Yargıtay kim tarafından katledildiğini söylemiyor ve jet hızlı bir yargılamayla hiçbir delil araştırılmadı.Ruşen Çakır: Bir sözünü kesebilir miyim? Şimdi o kadar çok yayınlar yapıldı, edildi ki ben hâlâ… Aradan zaman geçti. Şimdi annen, amcan ve kardeşin ağırlaştırılmış müebbet aldı ama mahkeme sonucunda kız kardeşinin kimin tarafından öldürüldüğü sonucuna varıldı?



Baran Güran: Yok abi Narin’in kimi öldürdüğünü söylemiyorlar yani. Narin’e ne oldu sorusu yok. Evet ağırlaştırılmış müebbet alan insanlar var ama Narin’in kimi katlettiğini söyleyemiyorlar.Ruşen Çakır: Buna rağmen annen, amcan ve kardeşine ağırlaştırılmış müebbet verildi.Baran Güran: Maalesef. Çünkü maalesef abi toplum önüne… Son zamanlarda şöyle söyleyeyim abi. Ben herhangi bir siyasetçi değilim. Ben sadece kız kardeşimin hakikatini arayan bir abiyim. Maalesef ilk önce toplumda bir baskı yapılıyor. Kişiler şeytanlaştırılıyor. Ondan sonra ceza aldığında hiç kimse bir delile bakmıyor. Ya zaten toplum nezdinde bu adam katil ilan edildi, toplum buna ikna edildi, ver cezayı gitsin. Yani şu anki bizim davamızda da öyle zaten yani. Çünkü şu an ben dosyaya bakıyorum. Ben hayatımda dosya okuyan biri değilim ama benim davam, benim kardeşimin davası. Abi ben okuyorum davayı, yüzlerce avukata, eski hakimlik yapan, şu an avukatlık yapan abilere götürüyorum. Ya hepsinin dediği ortak bir karar var: Toplumsal bir baskı. Çünkü abi delil yok yani. Çok acayiptir ki bir delil yok. Yani şu an bu insanları yargılayacak, bu insanlara ağırlaştırılmış müebbet verecek bir delil yok. Ya delil yoksa demek ki masum. Bu hiçbir şekilde düşünülmüyor abi. Direkt ne oldu? İşte Güran ailesi zaten ilk başlarda…



Ruşen Çakır: Peki, peki şu var mı? Cinayet gerekçesi yani katilin kim olduğu söylenmiyor. Mesela annen, amcan ve kardeşin bu yüzden mahkum edildi. Hangi gerekçeyle bu eylem diyeceğim ama çok acı bir olay tabiî, kardeşinin katledilmesi neden? Mesela şimdi kaza sonucu ölümüne sebebiyet vermek falan gibi bir olaydan bahsedilmiyor. Tam anlamıyla bu bir cinayet olarak görülüyor değil mi?