Kocamla tam 40 yıl boyunca
Kocamla tam 40 yıl boyunca
“Beni affeder mi?” diye sormuş Emir’e.
Genç adamın gözleri doldu. “Siz onu hep affedermişsiniz. Öyle derdi.”
Lokantanın içi bir anda anılarla doldu. Kemal’in kahkahası, çorba kaşığını düşürüşü, elimi masanın altında sıkışı…
Kırk yıl boyunca bana sadık kalmıştı. Gençliğinde bilmeden sahip olduğu bir çocuğu sonradan öğrenmişti. Ve onu da hayatına almak istemişti. Ama beni kaybetmeden.
Derin bir nefes aldım.
“Buraya neden geldin?” dedim.
“Beni ilk kez buraya getirdi. ‘Annenle burada tanıştım,’ dedi. ‘Hayatımın en doğru kararı o gün başladı.’ Sizin yerinizin kutsal olduğunu söyledi.”
Gözlerim doldu. Kemal… Sen ne yaptın böyle?
Emir cebinden küçük bir peçete çıkardı. “Bir de bunu verdi.”
Peçeteyi açtım. İçinden eski, gümüş bir yüzük çıktı. Kemal’in yıllardır parmağında taşıdığı ama hastaneye giderken çıkardığı yüzük.
“Bunu sana ver,” demiş Emir’e. “Benim yerime elini tutsun.”
O an içimdeki tüm kırgınlık eridi. Kemal beni korumaya çalışmıştı. Yanlış bir yöntem seçmişti belki ama niyeti sevgiydi.
Başımı kaldırıp Emir’e baktım.
“Yemek yedin mi?” diye sordum.
Şaşırdı. “Hayır.”
Garsonu çağırdım. “İki mercimek çorbası.”
Emir gözlerime baktı. “Bana kızmadınız mı?”
Gülümsedim. “Kocam bana kırk yıl boyunca yalan söylemedi. Sadece korktu. İnsan korkabilir. Ama sevgi korkudan büyüktür.”
Çorba geldi. Kaşığı elime aldım.
“Baban bu çorbayı çok severdi,” dedim.
Emir hafifçe gülümsedi. “Biliyorum. Hep anlatırdı.”
O an anladım ki Kemal’in bir parçası hâlâ yaşıyordu. Sadece anılarımda değil, karşımda oturan genç adamda da.
O gün lokantadan yalnız çıkmadım.
Emir’le uzun uzun konuştuk. Geçmişi, Kemal’in son günlerini, bana söyleyemediklerini… Eve dönerken içimde garip bir huzur vardı. Aşkım eksilmemişti. Sadece şekil değiştirmişti.
Kemal beni aldatmamıştı.
Hayatına geç kalmış bir gerçeği eklemişti.
Ve şimdi, o gerçeği bana emanet etmişti.
Aradan aylar geçti. Emir artık sık sık beni ziyaret ediyor. Bayramlarda birlikte mezarlığa gidiyoruz. Kemal’in mezarı başında iki kişi duruyoruz.
Bir eşi.
Bir oğlu.
Ve ben artık o pencere kenarındaki masaya her gittiğimde yalnız hissetmiyorum.
Çünkü aşk bazen sadece iki kişilik değildir.
Bazen bir sırrı, bir affedişi ve beklenmedik bir bağı da içine alır.
Kemal bana kırk yıl boyunca büyük bir aşk verdi.
Ve giderken, o aşkın aslında sandığımdan daha büyük olduğunu gösterdi.
