İç güveysi damadın zor günleri
İç güveysi damadın zor günleri
Temel bir gün teknoloji mağazasına gitmiş. Vitrindeki son model telefonları uzun uzun inceledikten sonra içeri girip satış görevlisine sormuş:— Ula kardeş, bana öyle bir telefon ver ki her şeyi bilsun!Satış görevlisi gülümsemiş:— Beyefendi, artık yapay zekâlı telefonlar var. Sorularınıza cevap verir, fotoğraf çeker, çeviri yapar, yol tarif eder, hatta size hatırlatmalar bile yapar.Temel’in gözleri parlamış.— Haçan tam aradığım şey budur! Bundan bir tane ver.Telefonu satın alıp eve gelmiş. Akşam karısı Fadime telefonu görünce hemen sormuş:— Temel, yine ne aldın?Temel gururla telefonu masanın üzerine koymuş:
— Ula Fadime, bu sıradan telefon değil. Bu her şeyi biliyor!
Fadime telefonu eline almış.— Gerçekten mi?— Hem de nasıl! Ne sorarsan cevap verir.Fadime hemen telefonu test etmek istemiş.— Peki bununla yemek tarifi bulabilir miyiz?Temel:— Elbette.— O zaman yarın ne pişireceğimi söylesin.Temel telefonu açmış, birkaç tuşa basmış. Telefon çeşitli yemek önerileri sıralamış.Fadime başını sallamış:— İyiymiş. Peki hava durumunu da biliyor mu?Temel hemen sormuş. Telefon ertesi gün yağmur ihtimali olduğunu söylemiş.Fadime:— Vay be! Senin yıllardır bilmediğin şeyleri bu telefon biliyor.Temel biraz bozulmuş ama belli etmemiş.Ertesi sabah Temel telefonu alıp kahvehaneye gitmiş. Arkadaşlarına telefonu göstermek için sabırsızlanıyormuş.Kahvehanede herkesin önünde telefonu masaya koymuş.— Ula bakın, bu telefon her şeyi biliyor!İdris hemen sormuş:— Her şeyi mi?— Her şeyi!— O zaman benim geçen hafta kaybettiğim gözlüğün nerede olduğunu söylesin.Temel telefonu eline almış, biraz uğraşmış. Telefon çeşitli öneriler vermiş ama gözlüğün yerini bulamamış.
İdris kahkahayı patlatmış:
— Hani her şeyi biliyordu?
Temel hemen cevap vermiş:
— Ula telefon daha yeni geldi. Alışma sürecinde!Arkadaşları gülmeye başlamış.Tam o sırada kahvehanenin kapısından Fadime girmiş. Elinde Temel’in cüzdanı varmış.
— Temel!Temel’in yüzü bir anda değişmiş.— Buyur Fadime?— Sabah evden çıkarken cüzdanını masanın üzerinde bırakmışsın. Telefonuna da “Cüzdanımı nerede unuttum?” diye sormuşsun.Kahvehanede bir sessizlik olmuş.İdris merakla sormuş:
— Eee, telefon ne cevap verdi?Fadime gülümsemiş:— “Cüzdanınız evde olabilir” demiş.Herkes kahkahaya boğulmuş.Temel ise hiç istifini bozmadan:— Gördünüz mü? İşte teknoloji böyle bir şey! Telefon cüzdanın evde olduğunu biliyor ama karımın onu bana getireceğini bilmiyor!İdris:— Ula Temel, telefon senden daha akıllı galiba!Temel hemen karşılık vermiş:— O kadar da değil! Ben en azından karımın ne zaman kızacağını biliyorum.Fadime kaşlarını kaldırmış:— Ne zaman?Temel bir an düşünmüş, sonra telefonu cebine koyup kahvehaneden çıkmaya başlamış:
— İşte onu telefon bile bilmiyor!Kahvehanedekiler bir kez daha kahkahaya boğulurken Temel arkasına bile bakmadan uzaklaşmış.O günden sonra Temel telefonunu yanından hiç ayırmamış. Fakat bir şeyi de değiştirmiş: Telefonuna artık “Her şeyi biliyor” demiyormuş.
