Eşim benden küçüktü

Eşim benden küçüktü



O gün bir iş görüşmesine gidecekti hazırlanmak için kalktı önce duşa girdi, bende ona kıyafet seçmek için giyinme odasına girdim takım elbiselerine bakarken elime sert birseye dokundu, ceketini cebinde birşey vardı, elimi uzatıp aldım bu bir telefondu şok oldum, telefona şifre koymuş açamadım, eşime hicbirsey söylemeden çantamı ve o telefonu alıp evden çıktım. Çok yakın bir telefoncu dostum arkadaşım vardı onu arayıp yanına gittim bu işleri iyi bilir 5 dakikada telefonun şifresini açıp bana verdi.

Telefonun kilidini açtığımda ekran beyaz bir ışıkla aydınlandı. Gözlerim bir anda mesajlara ve notlara kaydı. Telefon, eşimin asla benimle paylaşmadığı bir hayata ait gibiydi. Çeşitli mesajlar, arama kayıtları ve bir fotoğraf albümü vardı. Kalbim çarpıyordu; bu neydi? Arama listesine baktığımda, numaraların çoğunun kayıtlı olmadığını gördüm. Ama bir isim dikkatimi çekti: Ali Usta. Bu isim bana hiç tanıdık gelmiyordu.

Mesajları açtım. En son gönderilen mesajda, “Akşam her şey hazır olacak. Sadece senin imzan gerekiyor,” yazıyordu. İmza mı? Neden bir şey imzalaması gerekiyordu ki? Mesaj, bir iş anlaşmasını andırıyordu ama bu kadar gizemli bir şekilde saklanması beni hem korkuttu hem de meraklandırdı.

Albümdeki fotoğraflara tıkladım. İçlerinde, eski bir ahşap bina, birkaç yerden çekilmiş sokak görüntüleri ve üzerinde tarih yazan bir belge vardı. Belge bulanıktı, ama bir miras ya da araziyle ilgili gibi görünüyordu.

O an kafamda birçok soru dönmeye başladı. Eşim bu gizemli telefon ve belgelerle neyin peşindeydi?

Eve dönüp her şeyi açıkça konuşmaya karar verdim. Telefonu çantama koyup dışarı çıktım. Yolda düşüncelerim karmakarışıktı. Ona güvenmiştim, her zaman güvenmiştim. Ama neden bana hiçbir şey anlatmamıştı? Eve vardığımda eşim hâlâ hazırlanıyordu. Beni görünce şaşırdı. “Bu kadar hızlı mı döndün?” diye sordu. Elimde telefonu gösterdim. Gözleri hemen telefona kilitlendi. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.

“Bunu cebinde buldum,” dedim. “Bana anlatmadığın bir şey mi var?”

Bir an sessiz kaldı, sonra derin bir nefes aldı. “Bu, aslında sana bir sürpriz olacaktı,” dedi. Sesi sakin ama tedirgindi.

“Sürpriz mi?” diye sordum. “Bunu bana anlatmadan, gizlice mi sürpriz yapacaktın?”

Eşim koltuğa oturup ellerini saçlarına götürdü. “Tamam,” dedi. “Her şeyi anlatacağım. Ama önce bana söz ver, sakin olacaksın.”

Söz verdim. Oturdum ve gözlerinin içine baktım.

“Birkaç aydır bu işin peşindeyim,” dedi. “Aslında bu iş görüşmesi dediğim şey, bir arsa satın almayla ilgiliydi.”

“Arsa mı?” dedim şaşkınlıkla.