Mektuba uzandı

“Çünkü Esra’nın gitmesinden sonra seni tamamen kaybetmekten korktum. Sen yeniden birini sevince, benim hayatındaki yerimin azalacağından korktum.”
Bu cümleyi duyunca içim burkuldu.Çünkü ilk kez onun davranışlarının altında yalnızca kötülük değil, yanlış yönlendirilmiş bir kaybetme korkusu olduğunu anladım.
Ama anlamak, yapılanları affetmek demek değildi.Barış ayağa kalktı.
“Anne, yaptıklarını kabul etmen önemli. Ama Aslı’dan özür dilemen gerekiyor.”
Safiye bana baktı.Dakikalarca hiçbir şey söylemedi.
Sonra gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Özür dilerim.”
Bu iki kelime, yıllardır beklediğim bir zaferden daha ağır geldi.
Çünkü ben artık onun onayına ihtiyaç duymuyordum.
Esra da ayağa kalktı.“Ben gitmeliyim.”Barış ona döndü.“Esra…”
Esra gülümsedi.“Artık geçmişte ne olduğunu biliyorsun. Ben de ilk kez bu yükü taşımadan eve gideceğim.”Kapıya kadar ona eşlik ettim.Bana sarıldı.
“Beni yıllar sonra ilk kez biri dinledi,” dedi.“Sen de beni dinledin,” dedim.O gece eve dönerken Barış uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda elimi tuttu.“Bugün seni savunamadım.”Pencereden dışarı baktım.
“Evet.”“Keşke daha önce fark etseydim.”“Ben de kşke daha önce konuşsaydım.”
Barış elimi daha sıkı tuttu.“Bundan sonra hiçbir şeyi annemin sözleriyle değerlendirmeyeceğim.”
Gülümsedim.
“Ben de senden mükemmel olmanı beklemiyorum. Sadece yanımda durmanı istiyorum.”
O gece eve girdiğimizde ilk kez içimde ağırlık hissetmedim.
Ertesi sabah Safiye’den bir telefon geldi. Görüşmek istediğini söyledi.
Yanına gittiğimde elinde eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta Barış çocuktu. Yanında da eşiyle birlikte babası duruyordu.
Safiye fotoğrafı bana uzattı.
“Ben yıllarca ailemi koruduğumu sandım,” dedi. “Oysa korkularımla herkesi birbirinden uzaklaştırmışım.”
Fotoğrafı aldım.
“Geçmişi değiştiremeyiz,” dedim. “Ama bundan sonrasını değiştirebiliriz.”
Safiye başını salladı.
O günden sonra aramızdaki her şey bir anda mükemmel olmadı.
Bazı yaralar bir özürle kapanmıyordu.
Ama artık sofralarda eski gelinle kıyaslanmıyordum.
Artık Barış sessiz kalmıyordu.
Ve en önemlisi, ben kendimi kanıtlamak için savaşmıyordum.O gece bana yapılan aşağılamanın intikamını almak istemiştim.Fakat sonunda öğrendiğim şey çok daha değerliydi:İnsanın en büyük zaferi, kendisini küçümseyenleri yenmek değil; onların sözlerinin kendi değerini belirlemesine artık izin vermemektir.
O akşam sofrada herkes benim kaybedeceğimi sanmıştı.
Oysa ben, ilk kez kendimi kazandım.