Kızım her sabah okula gittiğini söylüyordu

Kapının aralığından baktım. İçerisi sandığım gibi karanlık ve ürkütücü değildi. Küçük bir masa, birkaç sandalye, duvara yaslanmış tahta panolar vardı. Zeynep elinde zımpara, Murat ise ölçü aleti tutuyordu.

“Yetiştirebilecek miyiz?” diye sordu Zeynep.

“Yetiştireceğiz,” dedi Murat. “Annene sürpriz olacak.”

Kanım dondu.

Sürpriz mi?

O an kapı hafifçe gıcırdadı. İkisi de bana döndü. Zeynep’in yüzü bembeyaz oldu.

“Anne…”

Murat doğruldu. “Yanlış anlama,” dedi hemen. “Zeynep okulu asmıyor. Öğleden sonraki kulüp saatlerinde burada. Sabah ilk iki derse girmediği doğru… çünkü—”

“Çünkü okulun tasarım yarışmasına katıldım,” dedi Zeynep aceleyle. “Bir sosyal sorumluluk projesi. İhtiyaç sahipleri için taşınabilir kitaplık yapıyoruz. Babam marangoz olduğu için yardım ediyor. Ama sana söylemedim çünkü… izin vermezsin sandım.”

Beynimin içinde parçalar yerine oturdu. Devamsızlık sabah derslerindenmiş. Belki de bazı günler gerçekten kaçırmıştı. Ama gözlerindeki heyecan gerçekti.

“Peki neden gizli?” dedim kısık bir sesle.

Zeynep başını eğdi. “Siz birbirinizden nefret ediyorsunuz sanıyordum. İkiniz bir araya gelince hep kavga ediyorsunuz. Bunu mahvetmek istemedim.”

Atölyedeki sessizlik ağırlaştı.

Murat gözlerini kaçırdı. “Ben de hata yaptım. Daha düzenli olmalıydım.”

Zeynep bana doğru bir adım attı. “Anne, bak.” Duvarın kenarındaki yarım kalmış kitaplığı gösterdi. “Bunu tamamlayınca mahalledeki köy okuluna göndereceğiz. Öğretmenim Ayşe Hanım projeyi destekliyor. Devamsızlık için de yarın müdürle konuşacaktım.”

İçimdeki öfke, korku ve panik yavaş yavaş çözülmeye başladı. Yerine utanç ve garip bir rahatlama geldi. Onu bir tehlikenin içinde hayal etmiş, en karanlık senaryoları kurmuştum.

Oysa o, hayal kuruyordu.

Derin bir nefes aldım. “Bir daha benden bir şey saklamayacaksın,” dedim.

Zeynep başını salladı.

Murat’la göz göze geldik. Yılların kırgınlığı bir anda silinmedi elbette. Ama ilk kez aynı tarafta duruyormuşuz gibi hissettim.

“Atölyede bir çivi çakmayı biliyor musun?” diye sordu Murat hafifçe.

Zeynep umutla bana baktı.

Cevap vermeden içeri girdim, çantamı bir kenara bıraktım ve zımparayı elime aldım.

O sabah kızımı kaybettiğimi sanmıştım.

Meğer onu yeniden tanıyacakmışım.