Doktorlar Lahana Yemenin Neden Olduğunu Açıkladı
Fazla veya bilinçsiz tüketilen lahana; sindirim sorunları, tiroid bezinin çalışmasını engelleyici etki ve ilaç etkileşimleri gibi çeşitli yan etkilere yol açabilir.
Lahananın önde gelen zararları ve riskleri şunlardır:
gaz ve Şişkinlik: Lahanada insan vücudunun kolayca sindiremediği rafinoz adlı bir kompleks karbonhidrat ve yüksek oranada lif bulunur. Bu durum özellikle aşırı tüketimde veya İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) gibi hassas bağırasak yapısına sahip kişilerde gaz, şişkinlik ve kramplara neden olur. İshal ve Mide Yanması: Yüksek lif içeriği, ölçüsüz tüketildiğinde kısa süreli ishale ve mide ekşimesine yol açabilir.Tiroid Fonksiyonlarının Bozulması (Guatr Riski): Lahanada bulunan guatrojenik maddeler (isothiocyanate ve glukosinolatlar), vücudun tiroid hormon üretimi için ihtiyaç duyduğu iyotu kullanmasını engelleyebilir. Bu durum, özellikle çiğ tüketildiğinde veya tiroid hastalarında hipotiroidizme zemin hazırlayabilir. Pişirme işlemi bu maddelerin etkisini azaltır.Kan Sulandırıcı İlaçlarla Etkileşim: Lahana, kanın pıhtılaşmasında rol oynayan K vitamini açısından zengindir. Kan sulandırıcı (warfarin vb.) ilaç kullananların bu tür sebzeleri sürekli ve yüksek miktarda tüketmesi ilaçların etkisini bozabilir. Kan Şekeri Düşüşü: Kan şekerini düşürücü etki gösterebileceğinden, diyabet ilaçları kullanan kişilerin aşırı tüketimde dikkatli olması gerekir.Böbrek Taşı Riski: Bazı lahana türleri (özellikle kara lahana), içerdiği bileşenler nedeniyle hassas kişilerde böbrek taşı riskini artırabilir.
Lahananın 100 gramı sadece 25 kaloridir. K vitamini kanın pıhtılaşması ve sağlıklı kemikler için gereklidir. C vitamini ise enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur, yaraların iyileşmesini sağlar. Bunların dışında, folat, A vitamini, B6 ve B2 vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, manganez ve demir de içerir.
- Kansere karşı güçlü kalkan: Turpgiller ailesinden olan sebzeler, dolaylı olarak antioksidan özelliği gösteren ‘glikozinolat’ denilen fitokimyasallar bakımından zengindir. Glikozinolatlar, anti-bakteriyel, anti-viral ve iltihap karşıtı özellik gösterir. Sebzelerdeki glikozinolatlar kesme, doğrama, çiğneme vb. işlemlerle aktif hale geçen ‘mirosinaz’ enzimi sayesinde izotiyosiyanatlara dönüşür. Yapılan bazı çalışmalara göre sülforafan gibi izotiyosiyanatlar kanser oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dolayısıyla turpgillerden lahana, brokoli, karnabahar gibi sebzeler göğüs, akciğer, kolon gibi kanser türlerinin önlenmesinde büyük öneme sahiptir.
- Sindirim sisteminin dostu: Lahanadaki çözünmez lifler dışkının hacmini artırıp yumuşatarak bağırsak faaliyetlerini düzenler, kabızlığı önler. Çözünür lifler ise bağırsaktaki B ve K vitamini üreten faydalı bakterilerin artmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Bunun dışında ev yapımı fermente lahana turşusu (özellikle sauerkraut turşu) kefir, yoğurt gibi besinlerde olduğu gibi probiyotik adı verdiğimiz faydalı bakteriler açısından çok zengindir. Lahana turşusu, çiğ lahana kullanılarak yapıldığı için yararlı antioksidan bileşenler açısından da oldukça zengindir.
- Kalp sağlığına katkıda bulunur: Lahana, fitosterol denilen fitobesleyicileri içerir. Fitosteroller, kolesterol benzeri yapısıyla sindirim kanalında kolesterolün emilimini engelleyerek kötü kolesterolü düşürür, atardamarları güçlendirir. Ayrıca lahana, içeriğindeki çözünür ve çözünmez liflerle kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.