BABASI, DOĞUŞTAN KÖR OLAN KIZINI BİR DİLENCİYLE EVLENDİRDİ
“İlk defa.”Sonraki aylar boyunca hayatları tamamen değişti. Şahika, annesinden kalan eve taşındı. Evde küçük bir bölümünü kitaplarla doldurdu. Görme engelli çocuklara okuma öğretmeye başladı. Kendisinin yıllarca mahrum bırakıldığı eğitim ve sevgiyi başka çocuklara vermek istiyordu.Selim ise eski hayatını geride bıraktı. Artık insanların önünde başını eğmek zorunda değildi. Birlikte küçük ama huzurlu bir hayat kurdular.
Şahika zaman zaman nehrin kenarında oturuyor, Selim’in yıllar önce ona anlattığı ağaçları, kuşları ve gökyüzünü hatırlıyordu.
Bir gün Selim ona sordu:
“Hiç görmek istemiyor musun?”Şahika gülümsedi.
“Dünyayı gözlerimle göremiyorum. Ama sen bana onu başka türlü görmeyi öğrettin.”
Selim onun elini tuttu.Şahika başını onun omzuna yasladı.“Biliyor musun,” dedi, “babam beni bir dilenciye verdiğini sanıyordu.”Selim gülümsedi.“Evet.”“Meğer bana hayatımı geri veren adamı vermiş.”İkisi de sessizce güldü.
Şahika yıllar boyunca kendisine söylenen bütün acı sözleri unutmadı. Fakat onları hayatının merkezine koymamayı öğrendi.Çünkü sonunda anlamıştı:İnsanın değerini ailesinin ona verdiği isim, insanların onun hakkında söyledikleri ya da gözlerinin dünyayı görüp görmediği belirlemiyordu.
İnsanın gerçek değeri, yaşadığı acılara rağmen kalbinde sevgiyi koruyabilmesiydi.
Şahika bir zamanlar ailesinin sakladığı kör kızdı.
Sonra bir dilencinin eşi oldu.
Ama sonunda kendi hayatının sahibi oldu.Ve yıllar sonra annesinin mektubundaki son cümleyi kendi kendine tekrar etti:
“Gözlerin dünyayı görmüyor olabilir kızım… Ama kalbin doğru yolu bulduğu sürece, hiçbir karanlık seni kaybettiremez.”Şahika o gün annesinin ne demek istediğini gerçekten anladı.Çünkü bazı insanlar dünyayı gözleriyle görür.Bazıları ise kalpleriyle.Ve bazen, en karanlık hayatların içinde bile insanı aydınlatan şey, hiç beklemediği bir yerde karşısına çıkan sevgidir.