Adım Nalan, 54 yaşındayım
“‘Nalan Hanım?’ dedi. ‘Nehir'in kaybolduğu o gece tam olarak ne olduğunu nihayet öğrendik. Her şey dün bit pazarından aldığınız o BİLEKLİKLE ilgili.’ Polisin ağzından dökülen o son cümle, dizlerimin bağını tamamen çözecekti...”
“Dün o bit pazarında bilekliği size satan adam, akşam saatlerinde çalıntı mal satmaktan gözaltına alındı,” diyerek söze başladı polis memuru. Sesi son derece resmi ama bir o kadar da acı doluydu. “Sorgusunda, bilekliği sabah saatlerinde kıvırcık saçlı genç bir kadından aldığını itiraf etti. Biz de hemen pazarın güvenlik kameralarını incelemeye aldık. O kadını bulduk Nalan Hanım. Dün gece yarısı evine baskın düzenledik.”
Nefes alamıyordum. Kalbim göğüs kafesimi kırarcasına çarpıyor, ellerim titriyordu. "Nehir mi?" diye fısıldayabildim güçlükle. "Kızım yaşıyor mu? O kadın o muydu?"
Polis memuru gözlerini benden kaçırdı, şapkasını çıkarıp derin, kederli bir nefes aldı. "Hayır," dedi usulca. "O kadın Nehir değildi. Bölgede tanınan, sabıkalı bir hırsızdı. Sadece kılık değiştirmiş, kızınıza benzemek için özel bir peruk takmıştı. Nedenini sorduğumuzda ise kan donduran bir itirafta bulundu."
Memur elindeki telsizi beline takarken bahçemdeki diğer polislere kısa bir baş işareti yaptı. O an fark ettim; polisler sadece kapımda değildi. Arka bahçemizdeki o büyük sardunya tarhının etrafı sarı güvenlik şeritleriyle çevrilmişti ve ellerinde kürekler olan olay yeri inceleme ekipleri toprağı titizlikle kazıyordu.